“Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.”
Şüphesiz ki Kur’an tevhid, adalet, ahlak, eşitlik, barış, huzur, kardeşlik ve yardımlaşma gibi daha birçok temel ilkeleri esas alır. Zaten Kur’an’ın temel gayesi, yeryüzünde adil ve ahlaki değerlere dayanan ve yaşanılabilen toplumsal düzeni kurmaktır. Bu nedenle Kur’an tamamen insanı hedef alan bir kitaptır. Nitekim kendisini de insanlara yol gösterici olarak tanımlamaktadır.
Dinin kaynağı “Kur’an ve sünnettir” diye iki kaynağa ayıranların aksine gerek dinin gerek sünnetin tarifinden anlaşıldığı gibi sünnet dinin kaynağı değil ancak nassın olmadığı durumlarda verilen bazı şeri hükümlerin delili olarak gösterilebilir.
Dinin belirleyici ve tartışmasız tek kaynağı vahiy(Kur’an)dir. Elbette sünnetin dinde önemi vardır. Sünneti lüzumsuz ve işlevsiz kılmak sünnetin sahibi olan Peygamberi ve misyonunu gereksiz görmek demektir. Vahiy varsa bu mesajı aldığı gibi ümmete ulaştıracak bir elçinin olması şarttır. Dolayısıyla dinin topluma ulaşması için bir elçiye dolayısıyla o elçinin sünnetine de önemle ihtiyaç vardır.
“Kur’an ışığında dini anlama rehberi” adlı elinizdeki bu kitap her konuda Kur’an-ı referans alarak hazırlanmıştır. Elbette Kur’an’ın mücmel geçtiği veya temas etmediği hususlarda kitaba tearuz etmeksizin sahih sünnete de yer verilmiştir.
Kur’an-ı Kerim, insanın dünyada ve ahirette huzur ve mutluluğunu esas alan bir kitaptır. Onun getirdiği prensipler insanların ifrat ve tefrit denilen aşırılıklardan uzak, ölçülü ve normal davranışlar içinde canlı, aktif bir hayat sürmelerini hem kendilerine hem de başkalarına yararlı işler yapan değerli varlıklar olmalarını esas alır.
Kur’an, kişinin talepleri ile toplumun istekleri arasında da denge kurar. Bu öyle bir dengedir ki, kimse bir diğerine baskı kuramaz. Yani ne kişiler topluma ne de toplum kişilere baskı kurabilir. Böyle olunca da hem ferd hem de toplum huzur bulur. Kur’an, bizzat kendisini orta yolun davetçisi olarak anlatır: “Şüphesiz bu Kur’an insanları en doğru/dengeli yola iletir.”